 |
M.Ö. 2000’li yılların başında, gerek Asurlu tüccarlar gerekse yerli Kaneş (bugünkü
Kültepe-Kayseri) halkı, günümüzdeki faktoringe çok benzer finansal faaliyetlerde
bulunuyorlardı. Uzak bölgelere yapılan ticareti mümkün kılmak ve kolaylaştırmak
adına ticari ve finansal hizmetler sunuluyordu. Kaneş Ankara’nın 200 km. Güneydoğusunda
bulunmaktadır. Kaneş, Anadolu’daki ilk yazılı belgelerin bulunduğu yer olması
nedeni ile özel bir tarihi öneme sahiptir. Bu belgeler, çivi yazısı kullanılarak
eski Asur diyalekti ile yazılmış kil tabletlerden oluşmaktadır. Yapılan araştırmalara
göre, bugün modern Türkçe’de kullanılan koşul, şahit ve sarraf gibi terimler
bu tabletlerde aynen yer almaktadır. Bu tabletlerden binlerce adet bulunmuş
olup, o dönemde söz konusu yerleşim birimlerindeki ticari faaliyetlerin yapısını
ve finansmanını ortaya koymaktadır. Bu sayede faktoringin bilinen en eski şeklini
tespit edebiliyoruz. M.Ö. 20. yüzyılda Asurluların Anadolu’da ticaret ve imalat
yapan birçok yerleşim birimi bulunmaktaydı. Her bir yerleşim biriminin merkezi,
yabancı bir ülkede yarı resmi Asur kuruluşu olan “karum”dur. Karumun işlevleri,
günümüzün ticaret odaları ile Amerika, Asya ve Afrika’da sömürgecilik döneminde
“fabrika” olarak adlandırılan kuruluşların işlevlerine büyük benzerlik göstermektedir.
Karum Kaneş Anadolu’da Asur ticaret merkezi olarak ortaya çıkmaktadır. Her karum
kendi bölgesindeki önemli mallar için bir tekel şeklinde çalışmaktaydı. Ön ödemeler
tahsil edilir, faiz oranları ve gümrük vergileri tespit edilir ve anlaşmazlıklar
sonuca bağlanırdı. Her karu (tüccar) aynı zamanda kendi hesabına da iş yapar,
kısmen piyasadaki krediler ile finanse edilen borç para verme işi ile uğraşırdı.
Birçok Asurlu tüccar Karum Kaneş’de yerleşmiş ve çok seyrek seyahat etmişlerdir.
Asur’dan mal alımı yapmaları gerektiğinde, yaklaşık 1000 km uzaklıkta olan Asur’a
gidip, mal satın alarak getirmek amacıyla genellikle komisyoncuları kullanmışlardır.
Bu komisyoncular mal satın alabilmek için bir miktar avans alırlar, karşılığında
tüccara borç senedi şeklinde bir makbuz verirlerdi. Tamkarum (yetkili banker
olarak yarı resmi bir statüye sahip tüccar) lehine düzenlenen senet, ciro edilebilir
bir enstrüman şekline dönüşür ve tüccar tarafından başka bir tamkaruma, bu tamkarum
tarafından da bir başkasına devredilebilirdi. Bu işlem basitçe alacaklının haklarını
bir başkasına temlik etmesi olarak adlandırılabilir. İşlemin güvenliği ve vadesi
kullanılan teknoloji ile sağlanmaktaydı: işlem, taze kil tablet üzerine kayıt
edilir, daha sonra tablet pişirilir ve değiştirilemez kalıcı bir kayıt haline
getirilirdi.
Komisyoncuya avans ödemesi yapan bir tüccar likiditesini artırma ihtiyacı duyarsa,
elindeki senedi teminat olarak verip tamkarumdan borç alabilirdi. Bu durumda,
Anadolu tamkarumu finansman sağlayıcı olarak işlev görürdü. Tüccar aynı zamanda
senedi tamkaruma tamamen devredebilir, bu durumda ön avans ödemeleri yapılan
mallar da tamkaruma geçerdi. Tamkarum banker işlevinin yanı sıra, komisyon bazında
kendi hesabına mal alım satımı yapan bir tüccardı. Diğer bir deyişle, Anadolu
tamkarumu 4 bin yıl sonra Avrupa, Amerika ve dünyanın herhangi bir yerinde faktörlerin
yapacağı işlemleri gerçekleştirmekteydi.
Kaynaklar: Studies in Finance History, Claes-Olof Livijn (*) Ancient Civilizations
and Ruins of Turkey, Ekrem Akurgal
(*) Claes-Olof Livijn, FCI'ın kurucularından ve aynı zamanda onursal başkanı
olup hayatını faktoringe adamış ve faktoring tarihi konusunda otorite kabul
edilmiştir. Ne yazık ki 2002 yılında kendisini kaybettik. O'nu sadece faktoringin
tarihi önemini ve değerini anlamamızı sağlayan değil, yaptığımız işe karşı hepimize
sevgi aşılayan biri olarak da her zaman sevgi ve saygıyla anacağız...
|